Cornell Üniversitesi öncülüğünde yürütülen yeni araştırma, Etna Dağı’nın geçmişteki patlamalarını yeniden inşa ederek volkanın ne kadar karmaşık bir yapıya sahip olduğunu ortaya koydu. M.S. 122’de gerçekleşen büyük patlamada magma, yaklaşık 22 kilometre derinlikten yükselmiş ancak yüzeye ulaşmadan önce 2–5 kilometre derinlikte haftalarca beklemişti. Bu süreçte magma, içindeki gazları yavaş yavaş salarak yüzeyde uzun süreli ve kontrollü bir patlama yaratmıştı. Bu tür patlamalar, çevrede yaşayan halk için daha uzun süreli bir tehdit oluştururken, aynı zamanda volkanın davranışlarını gözlemlemek için bilim insanlarına daha fazla zaman tanıyordu.
SAATLER İÇİNDE YÜKSELEN MAGMA
Buna karşılık, yaklaşık 4.000 yıl önceki bir patlama tamamen farklı bir senaryo sundu. Bu kez magma, 24–30 kilometre derinlikten hızla yükselerek yalnızca saatler içinde yüzeye ulaştı ve patladı. Böylesine ani bir yükseliş, volkanın çevresinde yaşayan topluluklar için neredeyse hiçbir uyarı süresi bırakmadı. Araştırmacılar, bu hızlı yükselişi magmadaki yüksek karbondioksit yoğunluğuna bağladı. CO₂, magmayı adeta bir roket gibi yukarı fırlatarak patlamanın şiddetini artırdı. Bu tür patlamalar, Etna’nın neden tarih boyunca hem uzun süreli hem de ani felaketlere yol açtığını açıklıyor.
GAZLARIN GÜCÜ: SU VE KARBONDİOKSİT
Bilim insanları, Etna’daki patlamaların farklı davranışlarını su ve karbondioksit gazlarının rekabetine bağladı. Magmada baskın olan gaz türü, patlamanın kaderini belirliyor. Eğer su buharı yoğun ise magma daha sığ seviyelerde tutuluyor ve patlama daha uzun süreli, kontrollü bir şekilde gerçekleşiyor. Ancak karbondioksit baskın olduğunda magma derinlerden hızla yukarı itiliyor ve patlama çok daha ani ve şiddetli oluyor. Bu bulgu, volkanların gaz bileşiminin patlama dinamiklerinde ne kadar kritik bir rol oynadığını gösteriyor.

Küçük gaz baloncukları, Etna Dağı’nın yavaş yükselen patlamalar ile yeraltından yükselen patlayıcı patlamalar arasında sadece saatler içinde geçiş yapabildiğini ortaya koyuyor. Kaynak: Shutterstock
YENİ BİR TAHMİN ARACI
Araştırmanın en önemli sonucu, bu farklı gaz dinamiklerinin gelecekte volkanik patlamaları öngörmek için güçlü bir araç sunması. Magmanın başlangıç derinliği, yükselme hızı ve gaz bileşimi analiz edilerek, patlamaların ne kadar ani veya uzun süreli olabileceği konusunda daha gerçekçi modeller geliştirilebilir. Bu, yalnızca Etna için değil, dünyanın diğer aktif volkanları için de risk değerlendirmelerinde devrim yaratabilecek bir yöntem. Özellikle yoğun nüfuslu bölgelerde, bu tür öngörüler hayat kurtarıcı olabilir.
YENİ BİR PARADİGMA
Etna’nın bu çift karakterli davranışı, volkanolojide yeni bir paradigma yaratıyor. Dünya’nın farklı bölgelerinde görülen ani patlamalar ile uzun süreli lav akışlarının nedenlerini anlamak için Etna, adeta bir doğa laboratuvarı işlevi görüyor. Bu bulgular, yalnızca Sicilya’yı değil, Pasifik Ateş Çemberi gibi yoğun volkanik bölgeleri de daha iyi anlamamıza yardımcı olabilir.