İngiltere Cambridge Üniversitesi’nden Madalina N. Tudorache liderliğindeki ekip, Güney Afrika’daki MeerKAT radyo teleskobuyla yürütülen MIGHTEE-HI projesi kapsamında COSMOS alanında z = 0.03 kırmızıya kaymada 14 HI galaksisini tespit etti. Bu galaksiler, 5.5 milyon ışık yılı uzunluğunda ve 117.000 ışık yılı genişliğinde doğrusal bir dizilim oluşturarak şimdiye kadar keşfedilen en büyük dönen kozmik yapılardan biri olarak kayıtlara geçti.
TEKNİK ÖZELLİKLER
- Kırmızıya kayma (z): 0.03
- Geri çekilme hızları: 9.230–9.700 km/s
- Uzunluk: 5.5 milyon ışık yılı
- Genişlik: 117.000 ışık yılı
Bu ölçümler, galaksilerin son derece dar bir hız aralığında kümelenerek kusursuz bir filament omurgası oluşturduğunu gösteriyor.
DAHA BÜYÜK BİR AĞIN PARÇASI
MeerKAT gözlemleri, 5.5 milyon ışık yılı uzunluğundaki bu filamentin, en az 49 milyon ışık yılı büyüklüğündeki çok daha geniş bir kozmik ağ yapısının omurgasını oluşturduğunu ortaya koydu. Ağın kalınlığı 2.6–3.3 milyon ışık yılı arasında ölçülerek, devasa filament ile çevresindeki yapılar arasındaki hiyerarşik ölçeği netleştirdi.
GALAKSİLERİN DÖNEN DEV FİLAMENTİ
Araştırmacılar, filament içindeki galaksilerin ortak bir eksen etrafında toplu bir dönüş hareketi sergilediğine dair güçlü kanıtlara ulaştı. Bu dönme, keşfedilen filamenti şimdiye dek rastlanan en uzun ve en büyük dönen kozmik yapı olarak öne çıkarıyor.
ERKEN EVRİM VE KOZMİK MADDE AKIŞI
Filament boyunca gözlemlenen yüksek HI bolluğu ve galaksilerin düşük dinamik sıcaklıkları, yapının evrenin erken dönemlerinde şekillenmiş olabileceğini işaret ediyor. Kozmik madde akışının izleri, milyarlarca yıl boyunca bu omurgada korunarak galaksilerin büyüme ve evrim süreçlerine yön vermiş olabilir.
GELECEĞE DAİR
Bu keşif, galaksilerin açısal momentumunun devasa kozmik ağlarla nasıl etkileşime girdiğini anlamamız için yeni kapılar aralıyor. Yaklaşan Square Kilometre Array (SKA) ve James Webb Uzay Teleskobu (JWST) gözlemleri, bu tür filamentlerin oluşum mekanizmalarını ve evrimini daha derinlemesine incelememizi sağlayacak.
Dahası, kozmik ağ simülasyonlarının bu gözlemsel verilerle karşılaştırılması, evrenin büyük ölçekli yapılarının kökenine dair kuramlarımızı test etme fırsatı sunacak.