Çin’in Harbin şehrinde 1933 yılında bir işçi tarafından keşfedilen ve daha sonra bilime bağışlanan dev kafatasının sırrı nihayet ortaya çıktı. İlk tanımlandığı 2021 yılında “Ejderha Adam” (Homo longi) adı verilen bu kafatası, alışılmadık boyutları, belirgin kaş çıkıntıları, geniş burun yapısı ve büyük göz çukurları nedeniyle yeni bir insan türü olarak değerlendiriliyordu. Ancak bu fosilin gerçekten bambaşka bir tür mü yoksa bilinen bir grubun varyantı mı olduğu uzun yıllardır tartışma konusu olmuştu.

EJDERHA ADAM ASLEN SİBİRYALI
Yeni yayımlanan iki ayrı bilimsel araştırma, Harbin kafatasının Denisovanlara ait olduğunu gösteriyor. Bilim insanları, kafastaki diş taşlarından elde ettikleri mitokondriyal DNA sayesinde Ejderha Adam’ın Sibirya’da 217 bin ila 106 bin yıl önce yaşamış erken Denisovan gruplarıyla bağlantısını tespit etti. Buna ek olarak, iç kulak kemiğinden elde edilen protein örnekleri de aynı sonucu destekliyor. Science ve Cell dergilerinde yayımlanan bu çalışmalar, Harbin fosilinin morfolojik açıdan Denisovanlara ait ilk kapsamlı örnek olduğunu ortaya koyuyor; böylece Denisovanların fiziksel görünüşüne dair uzun süredir devam eden belirsizlik önemli ölçüde azalıyor.

NEANDERTALLERLE ARALARINDA BELİRGİN BİR FARK VAR
Daha önce kafatası üzerinde çalışmalar yapmış Londra Doğa Tarihi Müzesi’nden paleoantropolog Chris Stringer, “Harbin şimdiye kadar bulunan en eksiksiz Denisovan fosili olabilir,” diyerek, Homo longi adının bu grup için uygun bir tür ismi haline gelebileceğini belirtti. Bugüne kadar Denisovanlar büyük ölçüde DNA izleri ve birkaç ufak fosil parçası ile tanınıyordu. Bu durum, neredeyse tam kafatası örnekleriyle bilinen Neandertallerle arasında belirgin bir fark oluşturuyordu. Ancak Harbin kafatası ile daha önce Tayvan kıyılarında bulunan bir çene kemiğinin de Denisovanlara ait olduğunun saptanması, bu antik insan grubunun karşılaştırmalı analizine somut veriler ekliyor.

Orta Pleistosen dönemi (yaklaşık 789.000 ila 126.000 yıl önce) boyunca Avrasya’da Homo sapiens, Neandertaller ve Denisovanlar gibi birden fazla insan türü aynı coğrafyada yaşamış ve zaman zaman genetik etkileşimde bulunmuştu. Bilim dünyasında bu sürece “ortadaki karmaşa” deniliyor. Ayrıca, fosillerde DNA’nın iyi korunmaması nedeniyle kafatası şekli ve protein analizleri gibi yöntemler, insan evriminin eksik halkalarını tamamlamada kritik bir rol oynamaya devam ediyor. Bu gelişmeler, Denisovanların fiziksel özelliklerini ve evrimsel ilişkilerini anlamamıza yeni bir pencere açarken, insanlık tarihinin karmaşık yapısını da daha derinlemesine sorgulamamıza olanak tanıyor.