Dünyanın en zorlu coğrafyalarında; Himalayalar’dan aktif volkanlara kadar yaşamayı başaran yosunların dayanıklılığı, uzay araştırmalarında yeni bir kapı araladı. Hokkaido Üniversitesi öncülüğündeki ekip, yosun sporofitlerini doğrudan uzay boşluğuna göndererek tarihi bir deney gerçekleştirdi. iScience dergisinde 20 Kasım’da yayımlanan sonuçlara göre, Uluslararası Uzay İstasyonu’nun (ISS) dışında 9 ay kalan sporların büyük bölümü dünyaya canlı döndü ve üreme yeteneklerini korudu.
ZORLU ORTAM TESTLERİ
Araştırma, yosunların Dünya’daki ekstrem koşullarda kolonileşme gücünden ilham aldı. Deney öncesinde Physcomitrium patens türü yosunlar laboratuvarda uzay koşullarını taklit eden testlere tabi tutuldu. UV radyasyonu, aşırı sıcaklık dalgalanmaları ve vakum ortamında üç farklı yapı incelendi: genç yosunlar, yavru hücreler ve sporofitler.

KORUYUCU KALKAN
Sonuçlar çarpıcıydı:
- Genç yosunlar yüksek UV ve sıcaklıklara dayanamadı.
- Yavru hücreler kısmen başarılı oldu.
- Sporofitler ise UV’ye karşı yaklaşık 1.000 kat daha fazla tolerans gösterdi.
Araştırmacılar, sporları çevreleyen yapının fiziksel ve kimyasal bir bariyer gibi davranarak radyasyonu emdiğini ve iç sporu koruduğunu belirledi. Bu özelliğin, bitkilerin 500 milyon yıl önce sudan karaya geçişini mümkün kılan evrimsel bir adaptasyon olabileceği düşünülüyor.
Laboratuvar testlerinde sporların -196°C soğukta ve 55°C sıcakta uzun süre canlı kalabildiği de kaydedildi.

BEKLENTİYİ AŞAN DİRENÇ
Mart 2022’de Cygnus NG-17 aracıyla ISS’ye gönderilen yüzlerce sporofit, istasyonun dışına yerleştirildi. 283 gün boyunca uzay boşluğunda kalan örnekler, Ocak 2023’te SpaceX CRS-16 ile dünyaya geri getirildi.
Analizler, sporların %80’inden fazlasının hayatta kaldığını ve yeniden çimlenebildiğini gösterdi. Klorofil a seviyelerinde %20 azalma olsa da bu durum üreme kapasitesini etkilemedi.
UZAY TARIMI İÇİN UMUT
Elde edilen verilerle hazırlanan matematiksel model, sporların uzay koşullarında teorik olarak 15 yıla kadar yaşayabileceğini öngörüyor. Ancak kesin sonuç için daha geniş veri setlerine ihtiyaç var.
Bilim insanları, bu bulguların Ay ve Mars gibi dünya dışı ortamlarda ekosistem kurulması ve uzay tarımı sistemlerinin geliştirilmesi için kritik bir adım olduğunu vurguluyor.