NASA’nın 1977’de fırlattığı derin uzay sondası Voyager 1, 2026 yılının kasım ayında tarihe geçecek bir eşiğe ulaşacak. Uzay aracı, Dünya’dan tam bir ışık günü uzaklığa varan ilk insan yapımı nesne olacak. Bu mesafe, ışığın 24 saatte kat ettiği yaklaşık 16 milyar mil (26 milyar kilometre) anlamına geliyor.
İLETİŞİMDE ZORLUKLAR YAŞANABİLİR
NASA Jet Propulsion Laboratory’den proje yöneticisi Suzy Dodd, bu uzaklığın iletişimdeki zorlukları da beraberinde getirdiğini hatırlatıyor: “Pazartesi sabahı saat 08.00’de Voyager’a ‘Günaydın’ dersek, cevabı ancak çarşamba sabahı alabiliriz.”
YILDIZLARARASI YOLCULUK
Voyager 1 ve ikizi Voyager 2, Güneş’in manyetik alanını ve parçacıklarını çevreleyen heliosfer balonunun dışına çıkan tek araç olma özelliğini taşıyor. Bugün Voyager 1, Dünya’dan 15,8 milyar mil ötede, yıldızlararası uzayın derinliklerinde yolculuğunu sürdürüyor.
Onlarca yılın ardından güç tasarrufu için bazı sistemler kapatıldı. Ancak hâlâ çalışan dedektörler, bu uzak bölgede parçacık yoğunluğu, manyetik alan ve plazma dalgaları hakkında kritik veriler topluyor. Bu bilgiler, gelecekte yıldızlararası uzaya gönderilecek yeni görevler için yol gösterici olacak.
ZAMANLA YARIŞAN İLETİŞİM
Voyager 1, Jüpiter ve Satürn gözlemlerinin ardından 1980’deki Satürn geçişinden bu yana saatte 38 bin mil hızla yol alıyor. O günden bu yana rotasında hiçbir düzeltme yapılmadı. Voyager 2 ise 1989’da Neptün’ü geçtikten sonra farklı bir doğrultuda ilerlemeye devam ediyor.
Bu kadar uzak bir mesafede iletişim oldukça sınırlı. Araçlar, Dünya’ya saniyede yalnızca 160 bit veri gönderebiliyor. Bu hız, eski “dial-up” internet bağlantılarına benzetiliyor. Zayıf sinyalleri toplayabilmek için birden fazla dev antenin aynı anda kullanılması gerekiyor.
‘YAŞLI’ AMA DAYANIKLI
Voyager sondaları, olası arızalarda kendilerini güvenli moda alacak şekilde tasarlandı. Antenlerini Dünya’ya çevirmeye devam ederek kontrol merkezinin müdahalesini bekliyorlar. Yıllar içinde ekip, sondaların ömrünü uzatmak için bazı sistemleri kapatmak zorunda kaldı. İç kısımların sıcak tutulması kritik; aksi halde antenler yanlış yöne dönebilir ve araçlarla iletişim sonsuza kadar kaybolabilir.
Bilim insanları özellikle heliopause adı verilen sınırda Güneş rüzgârının yıldızlararası ortamla nasıl etkileşime girdiğini anlamaya çalışıyor. Dodd bu bölgeyi “okyanus kıyısı”na benzetiyor: Kıyıdan uzaklaştıkça dalgaların ve akıntıların değiştiğini, bir noktadan sonra daha durağan hale geldiğini söylüyor.
50 YILLIK GÖREV UMUDU
Voyager 1 ve Voyager 2, 2027’de görevlerinin 50. yılını dolduracak. Ancak bu tarihe kadar bazı ek sistemlerin kapatılması gerekecek. Ekip, özellikle kozmik ışın dedektörleri, manyetometreler ve plazma dalgası ölçüm cihazlarını mümkün olduğunca uzun süre açık tutmayı hedefliyor.
Suzy Dodd, en az bir sondanın birkaç yıl daha çalışabileceğine inanıyor. Voyager ekibi ise kuşaklar arası bir yapıya dönüşmüş durumda: 80’li yaşlarındaki NASA emeklileri ile sondalar fırlatıldığında henüz doğmamış genç mühendisler aynı projede buluşuyor.
Dodd’un sözleriyle: “Bu sondalar, Dünya’daki bizler adına yıldızlararası uzayda dolaşan elçiler.”