Bilim insanları, evren henüz 670 milyon yaşındayken parlayan 31 antik kuasar keşfetti. Bu kuasarlar, süper kütleli kara deliklerin çevresindeki maddeyi yutarak trilyonlarca Güneş’in ışığı kadar enerji yayıyor. Her biri, evrenin karanlık çağlarını delip geçen birer kozmik fener gibi davranıyor. Bu ışıklar, bugün bize ulaşmadan önce 13 milyar yıldan fazla yol kat etti; yani teleskoplarımızın gördüğü şey, evrenin bebeklik dönemine ait bir anı fotoğrafı.
BÜYÜK PATLAMA’DAN SONRA GELEN GİZEM
Yeni keşif, Büyük Patlama’dan yalnızca birkaç yüz milyon yıl sonra bu kadar dev kara deliklerin nasıl oluştuğuna dair soruları yeniden gündeme getirdi. Normalde kara deliklerin bu kadar büyümesi için milyarlarca yıl gerekirken, bu kuasarlar evrenin ilk nefeslerinde bile milyarlarca Güneş kütlesine ulaşmıştı. UC Santa Barbara’dan Joseph Hennawi, “Bu canavarlar evrenin bebekliğinde bile tam gelişmişti,” diyerek, kara deliklerin büyüme hızının klasik modelleri altüst ettiğini belirtiyor. Bu durum, erken evrende yoğun gaz bulutlarının çökmesiyle doğrudan dev kara deliklerin oluşmuş olabileceği fikrini güçlendiriyor.
EUCLID TELESKOBU’NUN ROLÜ
Avrupa Uzay Ajansı’nın Euclid uzay teleskobu, bu keşfin merkezinde yer alıyor. Dünya atmosferinin ötesinde, kızılötesi ışığı olağanüstü hassasiyetle yakalayabilen Euclid, evrenin yalnızca %5’lik yaşına denk gelen dönemdeki bu kuasarları ilk kez bu kadar net görüntüledi. Teleskobun geniş alan taraması, gökyüzünün derinliklerinde gizlenen bu antik ışık kaynaklarını ortaya çıkardı. Her bir kuasar, evrenin ilk galaksilerinin nasıl oluştuğuna ve madde ile enerjinin nasıl dağıldığına dair ipuçları taşıyor.

Bir kuasar, süper kütleli kara deliğe düşen maddenin yarattığı olağanüstü miktarda enerji yayar. Kaynak: NASA ESA ve J. Olmsted (STScI)
YENİDEN İYONLAŞMA ÇAĞININ TANIKLARI
Bu kuasarlar, yeniden iyonlaşma dönemi olarak bilinen, evrenin karanlıktan aydınlığa geçtiği kritik çağın tanıkları. İlk yıldızlar ve galaksiler, bu dönemde evrenin gazını iyonlaştırarak ışığın serbestçe yayılmasını sağladı. Kuasarların parlaklığı, o dönemdeki enerji akışını ve madde yoğunluğunu anlamamızda bir pusula görevi görüyor. Işıkları, 13 milyar yıl boyunca uzay-zamanın dokusunu aşarak bize ulaştı; her biri, evrenin ilk milyar yılındaki kozmik dönüşümün sessiz anlatıcısı.
GALAKSİ OLUŞUMUNDAKİ ROLÜ
James Webb Uzay Teleskobu ve Atacama Gözlemevi, bu kara deliklerin kütlelerini, çevresindeki gazın kimyasal bileşimini ve galaksi oluşumundaki rollerini incelemeye hazırlanıyor. Bu gözlemler, evrenin ilk dönemlerinde kara deliklerin nasıl büyüdüğünü ve galaksilerin merkezinde nasıl yer aldığını anlamamıza yardımcı olacak. Hennawi’nin ekibi, “Bu keşifler sadece başlangıç. Amacımız, evrenin ilk milyar yılını bir kuasar kroniği haline getirmek,” diyor. Bu kronik, kozmik tarihin en erken sayfalarını yeniden yazabilir.