Bilim insanları, ortaçağ el yazmalarında kullanılan parşömenlerde koyun çiçeği virüsünün (SPPV) DNA’sını keşfetti. Bu bulgu, virüsün Tunç Çağı Avrasya’dan Ortaçağ Avrupa’sına kadar sürüleri etkilediğini ortaya koyuyor. York İncilleri gibi ünlü belgeler, beklenmedik şekilde hayvan sağlığı kayıtlarına dönüşüyor. Bu durum, yazılı kültürün yalnızca metinleri değil, aynı zamanda biyolojik geçmişi de sakladığını gösteriyor.
PARŞÖMEN: TARİHİN BİYOLOJİK ARŞİVİ
Parşömen üretiminde kullanılan koyun, keçi ve sığır derileri, görünür izlerden arındırılsa da DNA parçalarını ve patojen izlerini hapsedebiliyor. Her sayfa, yapıldığı hayvanın biyolojik geçmişini taşıyor. Bu da parşömenleri yalnızca kültürel bir miras değil, aynı zamanda biyolojik bir arşiv haline getiriyor. Araştırmacılar, bu yöntemle hem yazılı kültürün hem de hayvan hastalıklarının tarihini yeniden okuyabiliyor.

Sekizinci yüzyılda Northumbria’da yaratılan bu Aziz Paul’un Mektupları’nın bu kopyası, Trinity College Cambridge Kütüphanesi’nde bulunan en eski kitaplardan biridir. Kredi: Cambridge Trinity College Master ve Fellows’un nazik izniyle redüksiyonda sunulmuştur
KÜLTÜREL VE EKONOMİK İPUÇLARI
Parşömenlerdeki viral DNA, sadece hastalıkların izini değil; aynı zamanda ortaçağ tarımının, giyim üretiminin, ticaret yollarının ve gıda ekonomisinin karşılaştığı baskıları da yansıtıyor. Hastalıkların sürülerde yarattığı kayıplar, dönemin ticaret dengelerini ve toplumların ekonomik gücünü doğrudan etkileyebiliyordu. Bu nedenle, bir el yazması aynı zamanda dönemin ekonomik kırılganlıklarının sessiz bir tanığı haline geliyor.
BEKLENMEDİK TÜRLER ARASI İZLER
Keçi ve buzağı derilerinde koyun çiçeği virüsü DNA’sının bulunması, nadir türler arası enfeksiyonlara veya üretim sürecindeki kontaminasyona işaret ediyor. Bu bulgu, virüsün yalnızca koyunlarla sınırlı kalmadığını, farklı türler arasında da dolaşabileceğini düşündürüyor. Böylece parşömenler, zoonotik geçişlerin tarihsel kanıtlarını da barındırıyor.

Cambridge, Trinity College, MS B.10.5, fol. 62v, St Paul’un Mektupları, İrlanda/Northumbria, 700–800 CE. Kredi: Trinity College Cambridge Master ve Fellows’un nazik izniyle yeniden yayımlanmıştır
TUNÇ ÇAĞI’NA UZANAN TARİH
Parşömen bulguları, Tunç Çağı’na ait diş kalıntılarından elde edilen DNA ile birleştirildiğinde, koyun çiçeği virüsünün 3.700 yıldan fazla süredir hayvanları tehdit ettiği ortaya çıktı. Bu, capripoxvirus ailesinin evrimsel ayrışmasının 11.500–3.700 yıl önce gerçekleştiğini gösteriyor. Yani virüs, binlerce yıl boyunca sürülerle birlikte evrimleşmiş ve farklı coğrafyalarda varlığını sürdürmüş.
MODERN SALGINLARA IŞIK TUTUYOR
Bugün hâlâ sürüleri etkileyen koyun çiçeği virüsü, Yunanistan’da ekonomik zarara yol açan güncel salgınlarla gündemde. Antik genomların incelenmesi, patojenin evrimsel istikrarını ve konakçıya uyum sağlama mekanizmalarını anlamamıza yardımcı olabilir. Bu da modern salgınların kontrolünde tarihsel verilerin nasıl kritik bir rol oynayabileceğini gösteriyor.