Yaklaşık bir asır boyunca müze koleksiyonlarında dikkat çekmeden kalan bir fosil, tarih öncesi dünyanın en etkileyici yırtıcılarından birine ışık tuttu. Bilim insanları, 120 milyon yıllık kalıntıların daha önce bilinmeyen dev pençeli bir dinozor türüne ait olduğunu belirledi.
MÜZE RAFLARINDA GİZLENEN KEŞİF
Uzun yıllar boyunca yanlış sınıflandırılan ve büyük ölçüde göz ardı edilen fosil, yeniden incelendiğinde şaşırtıcı sonuçlar ortaya koydu. Araştırmacılar, fosilin daha önce tanımlanmamış bir yırtıcı dinozora ait olduğunu tespit etti. Yaklaşık kaplan büyüklüğünde olduğu düşünülen bu etçil türün, özellikle devasa pençeleriyle avlarını etkisiz hale getirdiği tahmin ediliyor.
T. REX’TEN DAHA TEHLİKELİ OLABİLİR
Araştırmacılara göre yeni keşfedilen tür, boyut olarak Tyrannosaurus rex‘ten daha küçük olsa da sahip olduğu uzun ve güçlü pençeler sayesinde insanlar için teorik olarak daha büyük bir tehdit oluşturabilecek özelliklere sahipti. Keskin pençelerin yalnızca av yakalamak için değil, aynı zamanda avı parçalamakta da kullanıldığı düşünülüyor. Bu özellik, söz konusu dinozoru döneminin en korkutucu avcılarından biri haline getiriyor.

Erken Kretase döneminde (yaklaşık 120 milyon yıl önce) Birleşik Krallık’ın Wight Adası’nda ekosisteminde yeni teropod dinozoru Invictibellatrix amberina’nın (resmin merkezi) bir sanatçı tarafından çizilmiş illüstrasyonu. Muhtemelen mevsimsel olarak ıslak veya kuru bir sel ovası ortamında yaşamış ve büyük uzun boyunlu rebbachisaurid sauropodlar (tam Invictibellatrix’in arkasında, ortada) ve Iguanodon akrabaları (sağda) dahil olmak üzere diğer dinozorlarla çevrilidir. Dönemin potansiyel olarak zirve yırtıcısı olan bir spinosaurid teropod balık tutar (solda). Invictibellatrix iki küçük memeli yakaladı ve onları tüketiyor. Gymnospermler çevreye hakimdir; çünkü o dönemde çiçekli bitkiler (angiospermler) yaygın değildi. Modern kertenkeleler, timsahlar ve kaplumbağalar gibi diğer sürüngenler, İngiltere’nin sıcak Erken Kretase havasının tadını çıkarır. Kaynak: Sergey Krasovskiy ve Pedro Salas
AVRUPA’DAKİ İLK MEGARAPTOR KANITI
Keşfin en dikkat çekici yönlerinden biri de Avrupa’da megaraptor grubuna ait ilk güçlü kanıtlardan birini sunması oldu. Bugüne kadar megaraptor fosilleri ağırlıklı olarak Güney Amerika, Asya ve Avustralya‘da bulunmuştu. Yeni bulgu ise bu gizemli avcıların çok daha geniş bir coğrafyaya yayıldığını gösteriyor. Bilim insanları, keşfin erken Kretase döneminde dinozorların kıtalar arasındaki dağılımını anlamaya yardımcı olacağını belirtiyor.
MEGARAPTORLARIN EVRİMİNE IŞIK TUTUYOR
Araştırma, megaraptorların nasıl evrimleşerek dev yırtıcılara dönüştüğüne dair önemli ipuçları da sunuyor. Uzmanlar, yeni fosilin bu grubun erken üyeleri ile daha sonra ortaya çıkan dev megaraptorlar arasında bir geçiş formu olabileceğini değerlendiriyor. Bu durum, milyonlarca yıl boyunca yaşanan evrimsel değişimin izlerinin daha net görülmesini sağlayabilir.
DİNOZOR ARAŞTIRMALARINDA YENİ BİR SAYFA
Yaklaşık 120 milyon yıl öncesine tarihlenen fosilin yeniden değerlendirilmesi, müze koleksiyonlarında hâlâ keşfedilmeyi bekleyen önemli bilimsel sırlar bulunabileceğini gösteriyor. Araştırmacılar, dünyanın dört bir yanındaki müzelerde benzer şekilde yanlış tanımlanmış veya unutulmuş örneklerin incelenmesinin, tarih öncesi yaşam hakkında yeni bulgular ortaya çıkarabileceğini vurguluyor.