Bilim insanları nihayet, Dünya mantosunun derinliklerinde yavaş ama kesintisiz bir şekilde ilerleyen katı kaya akıntılarının var olduğuna dair uzun süredir süregelen şüphelerini somut verilerle kanıtladı. ETH Zürih Üniversitesi’nden bir araştırma ekibi, gezegenimizin yüzeyinden 2.700 kilometre derinlikte, klasik erimiş magma veya yüzey kayalarının özelliklerini taşımayan, kendine has niteliklere sahip katı kaya akıntılarının hareket ettiğini ortaya koydu.

DÜNYANIN İÇ KÜTLESİNDE HAREKETLİLİK
Araştırmacılar, bu olağanüstü akıntıyı, kaynayan bir su tenceresinde meydana gelen konveksiyon akımlarıyla benzeştirdi. Çünkü bu akıntı, ne tamamen sıvı gibi davranıyor ne de tamamen sert bir kaya özelliği sergiliyor. Araştırmanın başyazarı Profesör Motohiko Murakami, “Keşfimiz, Dünya’nın yalnızca yüzeyinde değil; derin iç kütlesinde de dinamik hareketliliğin olduğunu gösteriyor” diyerek, gezegenimizin içsel deviniminin önemine dikkat çekti. Bu bulgu, gezegenimizin derinliklerinde saklı kalan kaya akıntılarının ayrıntılı olarak haritalanmasına olanak tanırken, volkanizma, depremler, tektonik levha hareketleri ve hatta Dünya’nın manyetik alanının oluşumundaki rolü üzerinde yeni tartışmaları da beraberinde getiriyor. Dünya, kabuk, manto ve çekirdek olmak üzere üç ana katmana ayrılırken; özellikle mantonun “D katmanı” olarak adlandırılan ve beklenmedik özellikler gösteren bölgesinde yapılan bu keşif, sismik dalgaların bu bölgeye ulaştığında ani hızlanmalar sergilemesiyle de dikkat çekiyor.

KATI OLMASINA RAĞMEN SIVI GİBİ AKIYOR
Gözlemlenen kaya akıntısı, yılda yalnızca birkaç santimetre ilerlese de, milyarlarca yıl süren zaman diliminde gezegenin iç yapısında devasa dönüşümlere yol açabiliyor. Uzmanlar, mantonun katı görünümüne rağmen, uzun zaman ölçeklerinde adeta sıvı gibi akabildiğini vurguluyor. Dört milyar yıllık evrimsel süreç göz önüne alındığında, bu keşif gezegenimizin derinliklerindeki gizli dinamikleri anlamamız için yeni bir dönemin habercisi olarak değerlendiriliyor. Bu araştırmanın gezegen bilimi açısından sunduğu potansiyel etkiler, jeodinamik süreçlerin daha iyi anlaşılması, tektonik levha hareketlerinin karmaşıklığının kavranması ve Dünya’nın iç yapısının daha detaylı haritalanması konularında gelecekte önemli çalışmaların yolunu açabilir. Belki de bu tür keşifler, gezegenimizin uzun vadeli evrimsel yolculuğunu ve yer kabuğu davranışları arasındaki bağlantıyı daha derinlemesine inceleyen yeni araştırma alanlarını ortaya çıkaracaktır.
KAYNAK: ntv.com.tr