Almanya’da bilim insanları, uzayın derinliklerini gözlemlemek için geliştirilen teleskop teknolojilerini sanayiye taşıyarak nükleer santrallerin söküm sürecinde devrim niteliğinde bir yöntem geliştirdi. Bu yenilik, radyoaktif kirliliğin tespitini hızlandırıyor, maliyetleri azaltıyor ve iş güvenliğini üst seviyeye çıkarıyor.
ESKİ YÖNTEMLERİN ÇIKMAZI
Bugüne kadar kullanılan sistemler, sıvı nitrojenle -200 dereceye kadar soğutulması gereken ağır ve hantal dedektörlere dayanıyordu. Bu cihazlar yalnızca birkaç metrekarelik alanı saatler içinde tarayabiliyor, dolayısıyla büyük tesislerde hem zaman hem de maliyet kaybına yol açıyordu. Dr. Thomas Siegert, bu yöntemlerin verimsizliğini özellikle geniş ölçekli santrallerde vurguluyor.
UZAYDAN ENDÜSTRİYE TRANSFER
Würzburg Julius Maximilian Üniversitesi’nden Siegert ve ekibi, uzay teleskoplarında gama ışınlarını yakalamak için kullanılan hafif kristal tabanlı sintilasyon dedektörlerini sanayiye uyarladı. Bu yeni nesil kameralar, radyoaktif bozunma sonucu ortaya çıkan gama ışınlarını kristallerde parlamaya dönüştürüyor. Kristaller arasındaki ışık saçılımı sayesinde radyasyonun yönü ve enerjisi belirlenebiliyor; böylece hangi radyoaktif maddenin nerede bulunduğu net şekilde haritalanıyor.
3 BOYUTLU KİRLİLİK HARİTASI
Süper bilgisayarlarla desteklenen sistem, birkaç saatlik tarama sonucunda tesisin ayrıntılı bir 3D modelini çıkarıyor. Bu harita, kirlenmiş ve temiz malzemelerin ayrıştırılmasını kolaylaştırarak atık yönetiminde maliyetleri düşürüyor. Aynı zamanda çalışanların radyasyona maruz kalma riskini en aza indirerek iş güvenliği standartlarını yükseltiyor.
YAPAY ZEKA İLE GÜÇLENDİRİLMİŞ HASSASİYET
NASA’nın COSI gama ışını teleskobu misyonunda da görev alan Prof. Dr. Uwe Gerd Oberlack’in katkılarıyla proje bir sonraki aşamaya hazırlanıyor: yapay zekâ entegrasyonu. Geliştirilecek algoritmalar, doğal arka plan radyasyonunu endüstriyel kirlilikten ayırarak ölçümlerin doğruluğunu daha da artırmayı hedefliyor.