Enerji piyasalarında son dönemde yaşanan gelişmeler, küresel petrol talebinde daralma, ABD‘nin rekor seviyelere ulaşan doğal gaz üretimi ve sürdürülebilirlik alanında emisyonların azalmasıyla dikkat çekiyor. Jeopolitik riskler ve fiyat dalgalanmaları küresel arzı baskılarken, ABD’nin artan üretim kapasitesi enerji dengelerini yeniden şekillendiriyor. Kömür üretimindeki düşüş ve karbon salınımlarındaki gerileme ise enerji dönüşümünün hızlandığını gösteriyor.
KÜRESEL PETROL GELİŞMELERİ
2026 yılında dünya petrol talebinde 1,6 milyon varil/günlük bir azalma bekleniyor. Bu düşüşün en önemli sebepleri arasında Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalması ve yüksek yakıt fiyatları bulunuyor.
Temmuz 2026’da küresel petrol arzı 101,5 milyon varil/gün seviyesine yükseldi. Ancak bu rakam, geçen yılın aynı dönemine göre 6,3 milyon varil/gün daha düşük.
Brent petrol fiyatı Temmuz sonunda 96,80 $/varil seviyesine çıkarken, şu anda 92 $/varil civarında işlem görüyor. Küresel petrol stokları ise Temmuz ayında 69 milyon varil azaldı. Savaşın başlangıcından bu yana toplam stok kaybı 410 milyon varile ulaştı.
ABD ENERJİ GÖRÜNÜMÜ
ABD’nin ham petrol üretim tahmini 2026 için 13,83 milyon varil/gün, 2027 için ise 14,19 milyon varil/gün olarak öngörülüyor.
Doğal gaz tarafında ise 2026’da 111,2 milyar fit küp/gün ile rekor üretim bekleniyor. Talep ise 92,0 milyar fit küp/gün seviyesinde olacak.
Doğal gaz sıvıları (NGL) üretimi 2026’da 7,89 milyon varil/gün, 2027’de ise 8,26 milyon varil/gün seviyesine çıkacak.
ABD’nin LNG ihracatı 2026’da 17,4 milyar fit küp/gün olarak tahmin ediliyor. Ancak Freeport LNG tesisindeki bakım çalışmaları nedeniyle Temmuz’a kıyasla küçük bir düşüş yaşandı.
Henry Hub doğal gaz fiyatı için 2026 beklentisi 3,44 $/MMBtu. Bu rakam, önceki tahmin olan 3,67 $/MMBtu’nun altında.
SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK VE EMİSYONLAR
ABD’de kömür üretimi 2026’da 514,4 milyon ton ile son yılların en düşük seviyesine inecek.
Fosil yakıtlardan kaynaklanan CO₂ emisyonları ise 2025’te 4,904 milyar ton iken, 2026’da 4,818 milyar tona düşecek.
Enerji piyasalarında jeopolitik riskler, arz daralması ve sürdürülebilirlik baskıları öne çıkıyor. Küresel petrol talebi düşerken, ABD enerji üretiminde rekor seviyelere ulaşıyor. Kömür üretimindeki gerileme ve emisyonlardaki düşüş ise enerji dönüşümünün hızlandığını gösteriyor.