İnsan gözü, görünür ışık spektrumunun yalnızca küçük bir kısmını algılayabilirken, birçok hayvan bu sınırların çok ötesini görebilir. Arılar ve kelebekler, ultraviyole ışığı algılayarak çiçeklerin insanlar için görünmeyen desenlerini seçebilir. Yılanlar, kızılötesi algılayıcıları sayesinde sıcaklık farklarını “görebilir” ve karanlıkta bile avlarını tespit edebilir.

SESİN DERİNLİKLERİ
Hayvanların işitme yetileri de insan sınırlarını aşar. Yarasa ve yunuslar, yüksek frekanslı sesleri kullanarak çevrelerini sonar gibi tarar. Fil ve güvercinler ise çok düşük frekanslı sesleri kilometrelerce öteden algılayabilir. Bu yetiler, iletişimden yön bulmaya kadar birçok hayati işlevi yerine getirir.

MANYETİK VE KİMYASAL ALGI
Bazı hayvanlar, dünyanın manyetik alanını hissederek yönlerini bulabilir. Deniz kaplumbağaları ve göçmen kuşlar, bu yeti sayesinde binlerce kilometrelik rotaları hatasız şekilde takip eder. Köpekler ve köpekbalıkları, inanılmaz hassas koku alma duyularıyla moleküler düzeyde iz sürebilir.

ZEKA VE FARKINDALIK
Hayvanların olağanüstü yetileri yalnızca duyusal değil, bilişsel düzeyde de etkileyicidir. Ahtapotlar, problem çözme yetileri ve taklit becerileriyle bilim insanlarını şaşırtırken; kuzgunlar ve papağanlar, alet kullanma ve plan yapma gibi karmaşık davranışlar sergileyebilir. Bazı türler, ayna testini geçerek öz farkındalık gösterebilir.
İNSANLARIN GÖREMEDİĞİ DÜNYALAR
Bu yetiler, hayvanların çevrelerini bizden tamamen farklı bir şekilde algıladığını gösteriyor. Onlar için dünya, ısı dalgalarıyla şekillenen, kimyasal izlerle örülü, sesin ve ışığın ötesinde bir gerçeklik. İnsanlar bu dünyayı doğrudan göremese de, bilim sayesinde bu algıların izini sürebiliyor.