Güneş Sistemi’nin en uzak bölgelerinden biri olan Kuiper Kuşağı’nda yapılan son analizler, henüz gözlemsel olarak doğrulanmamış yeni bir kümeye işaret ediyor. Araştırmacılar, bu donmuş bölgenin içinde “çok eski ve bozulmamış” bir yapının varlığını öne sürdü.
GÜNEŞ SİSTEMİNİN ERKEN DÖNEMİNE IŞIK TUTUYOR
Neptün’ün ötesinde, Güneş’ten 30 ila 50 astronomik birim (AU) uzaklıkta yer alan Kuiper Kuşağı’nda bugüne kadar 3 binden fazla nesne gözlemlendi. Pluto, Makemake, Eris ve Arrokoth gibi cüce gezegenlerin de bulunduğu bu bölge, milyonlarca buzlu cismiyle Güneş Sistemi’nin erken dönemlerine dair ipuçları barındırıyor. NASA, Kuiper Kuşağı’nı “Güneş Sistemi’nin üçüncü bölgesi” olarak tanımlıyor ve buradaki nesnelerin büyük gezegenlerin dinamik etkileriyle şekillendiğini vurguluyor.
NEPTÜN’ÜN ERKEN DÖNEM YÖRÜNGELERİ
2011’de yapılan bir çalışmada, 169 trans-Neptün nesnesinin (TNO) yörüngeleri incelenerek “kernel” adı verilen düşük eğimli bir alt yapı keşfedilmişti. Bu grubun, Güneş Sistemi’nin ilk dönemlerinden beri bozulmadan kaldığı düşünülüyordu. O tarihten bu yana bölgede yeni bir yapı tespit edilmemişti.
Şimdi ise Princeton Üniversitesi’nden bilim insanları, 1650 cisim üzerinde yaptıkları veri analiziyle “iç kernel” adını verdikleri yeni bir kümeye ulaşmış olabilir. DBSCAN adlı yoğunluk tabanlı kümeleme algoritmasıyla yürütülen çalışmada, bilinen kernel yapısı yeniden doğrulandı ve ardından 43 AU civarında başka bir kümelenmenin izleri bulundu.
DEV GEZEGENLERİN GÖÇÜ
Bu yeni yapının en dikkat çekici özelliği, neredeyse tamamen dairesel yörüngelere sahip cisimlerden oluşması. Araştırmanın başyazarı astrofizikçi Amir Siraj, “Bu kadar düzenli ve dairesel yörüngeler, çok eski ve hiç müdahale edilmemiş bir yapıya işaret ediyor. Bu da Güneş Sistemi’nin erken dönemlerine ve dev gezegenlerin göçüne dair önemli ipuçları sağlayabilir” dedi.
NEPTÜN GÖÇ EDİYOR
Araştırmacılar, “iç kernel”in oluşum sürecine dair kesin bir açıklama yapmanın zor olduğunu belirtiyor. Ancak Neptün’ün geçmişteki “sıçramalı göçü” mekanizmasının hem kernel’i hem de iç kernel’i açıklayabilecek olası bir senaryo olduğuna dikkat çekiliyor.
Kesin sonuç için yeni gözlemler gerekiyor. Bu yapının bağımsız bir oluşum mu yoksa kernel’in bir uzantısı mı olduğu, önümüzdeki yıllarda devreye girecek Vera C. Rubin Gözlemevi’nin LSST (Legacy Survey of Space and Time) gözlemleriyle netleşecek.
Araştırma henüz hakem değerlendirmesinden geçmedi ve arXiv’de yayımlandı.