24 Şubat 1979’da Kuzey Utah’ın Randolph kasabası yakınlarında kaydedilen 3.8 büyüklüğündeki deprem, o dönemde kimse tarafından hissedilmedi. Sismik veriler olağan dışı görünüyordu ve araştırmacı George Zandt, depremin deniz seviyesinin yaklaşık 90 kilometre altında, üst mantonun derinliklerinde gerçekleştiğini öne sürdü. Bu derinlik, kıta altında deprem için “imkansız” kabul ediliyordu. O yıllarda bu iddia bilim dünyasında büyük tartışma yaratmış, birçok uzman bunun ölçüm hatası olabileceğini savunmuştu.
KITASAL MANTO DEPREMLERİ (CME)
Aradan geçen neredeyse yarım yüzyılın ardından Utah Üniversitesi’nden yeni bir ekip, 1979 verilerini modern yöntemlerle yeniden analiz etti. Sonuçlar, depremin gerçekten kabuğun çok altında, mantoda meydana geldiğini doğruladı. Bu bulgu, “kıtasal manto depremleri” (CME) adı verilen nadir bir deprem türünün varlığını güçlü biçimde ortaya koydu. CME’ler, okyanus tabanında gözlemlenen derin depremlerden farklı olarak kıta içlerinde gerçekleşiyor ve bu nedenle jeoloji literatüründe oldukça sıra dışı kabul ediliyor.
MAESER DEPREMİ İLE GÜÇLENEN KANITLAR
10 Eylül 2025’te Utah’ın Uinta Havzası’nda 4.1 büyüklüğünde bir deprem daha yaşandı. 68 kilometre derinlikte başlayan bu olay, Dünya kabuğu ile manto arasındaki sınırın çok altında gerçekleşti. Araştırmacılar bu depremi “arketipik bir kıtasal manto olayı” olarak tanımladı. Böylece 1979’daki “imkansız” depremin tekil bir anomali olmadığı, bölgenin derinliklerinde sistematik bir sismik aktivite kaynağı bulunduğu anlaşılmış oldu.

Wyoming Craton bölgesinin haritası. Sarı yıldızlar, 1979’dan 2023’e kadar kıtasal manto depremleridir (CME’ler). Turuncu yıldızlar, 2007 ile 2010 yılları arasında gerçekleşen altı yeni tanımlanmış CME’dir. Beyaz yıldızlar, 2025 yılında U of U Sismograf İstasyonları tarafından tespit edilen dört şüpheli CME’dir ve kırmızı yıldız ise 2025 Maeser depreminin bulunduğu yerdir. Siyah kalın çizgi, Wyoming Kraton’unun yaklaşık litosferik omurga sınırını gösterir. Kaynak: Utah Üniversitesi Sismograf İstasyonları
FİZİKSEL PARADOKS: AKIŞKAN MANTODA DEPREM
Manto kayaları yüksek sıcaklık ve basınç altında genellikle akışkan davranır. Bu nedenle ani kırılmalar beklenmez. Ancak Utah’taki derin depremler, bu koşullarda bile ani sismik kırılmaların mümkün olduğunu gösteriyor. Bu durum, temel fizik açısından hâlâ bir gizem olarak görülüyor. Bilim insanları, mantoda yer alan sertleşmiş mineral bölgelerinin veya su ve eriyik ceplerinin bu kırılmaları tetikleyebileceğini düşünüyor. Yine de bu hipotezler henüz kesinleşmiş değil.
WYOMING KRATONU’NUN ROLÜ
Araştırmalar, bu derin depremlerin Wyoming Kratonu’nun batı kenarında yoğunlaştığını ortaya koydu. Kraton, mantoya gemi omurgası gibi derinlemesine uzanan, milyonlarca yıllık eski bir litosfer parçası. Bu sert yapı, mantonun akışını bozarak ekstra gerilim ve deformasyon yaratıyor olabilir. Kratonun çevresinde biriken bu stres, “imkansız” kabul edilen derin depremleri tetikleyen mekanizma olarak öne çıkıyor.
KRİTİK BİR DÖNÜM NOKTASI
Bu bulgular, 2025 ve 2026’da yayımlanan iki önemli makale ile bilim dünyasına sunuldu. Utah Üniversitesi araştırmacıları, derin manto depremlerinin büyüklük sınırlarının henüz bilinmediğini ve gelecekte daha büyük olayların yaşanabileceğini vurguluyor. Eğer bu tür depremler daha sık veya daha güçlü şekilde gerçekleşirse, kıtasal jeodinamik modellerin yeniden yazılması gerekebilir. Ayrıca bu keşif, deprem tahmin yöntemlerinin geliştirilmesi açısından da kritik bir dönüm noktası olabilir.